Bulud Garaçorlu Sehend
Bulud Garaçorlu Sehend (Meraga, 1927 - Tahran, 1979) Güney Azerbaycan'ın Merağa şehrinde yoksul bir ailede dünyaya geldi. İlk tahsilini Tebriz'de medresede almış, 1945-46 yıllarında "Millî azatlı" hareketine Azerbaycan Demokrat Partisi'nin gençler teşkilatının üyesi olarak katılmış ve İran halklarının inkilapçı-demokratik mücadelesindeki faal hareketleri sebebiyle iki defa; 1946-47 ve 1951-53 yıllarında hapsedilmiştir.
Musaddık hükümetinin devrilmesinden bir kaç gün önce hapisten bırakılan şair, tekrar doğrudan doğruya mücadele sahnesinde yerini alıyor, sadece kendi halkının değil aynı zamanda Vietnam'dan taa İspanya'ya ve İspanya'dan Küba'yakadar hürriyet mücadelesi için ayaklanmış bütün halkların kahramanlık ve şehitlik tarihinden sahneleri şiirinde terennüm etmiştir.
Sehend, Şehriyar'la birlikte, Güney Azerbaycan'ın en görkemli şairlerindendir. Edebî faaliyete millî istiklâl hareketini terennüm eden, istiklâl günlerinin acı-tatlı hatıraları olarak kaleme alınan "Xatire" ve "Araz" (1945-1950) şiirleriyle başlamıştır.
İlk iri hacimli eseri "Haydar Babaya Salam"ın (Şehriyar'ın eseri) tesiriyle nazma çektiği "Dede Qorqud" boylarıdır. ("Deli Dumrul", "Buğraç", "Qanturalı", "Qaraca Çoban", "Tepegöz"vs.) Sonraları Sehend bu boyları bir yere toplayıp "Sazımın Sözü" (1965) ve "Dedemin Kitabı" (1971) adı altında bastırmıştır. Dört ciltten ibaret olan "Sazımın Sözü"nün son iki cildi İran'da şairin ölümünden sonra çıkıyor. Sehend'in şiirleri "Sazımın sözü" adı ile Ankara'da (1980) ve Baku'da (1984) neşr olunmuştur. Üstad Şehriyar'a ve Baku'daki şair dostlarına yazdığı manzum mektuplar "Ermağanlar", "Şallaq", "Sebir daşı", "Yasaq" şiirleri, aynı şekilde Farsça olarak yazdığı "Tebriz'e salam", "Oyan Semed" menzumeleri hürriyet ve vatanseverlik ihtirası ile aşılanmıştır.
Şehriyar'la birlikte Sehend, İran'da ana dilli, inkilapçı-demokratik ruhlu Azerbaycan şiirinin 1950-70 yılları arasındaki en büyük hadisesini yaratmıştır. Şehriyar meşhur "Sehendiyye"sini sadece ona hasretmiştir. Doğma Azerbaycan Türkçesinin şiirde, matbuatta yaygınlık kazanmasında Sehend'in hararetli şiirlerinin büyük rolü olmuştur. Şiir tarihimize, o millilik, halkçılık ve hürriyet şiirini yaratanlardan biri olarak dahil olmuştur.
Bulut Sehend, 1979'da Nisan ayının 10'unda Tahran'da kalp hastalığı sebebiyle vefat etmiştir.
Kaynakça
1.Cenubdan sesler, Bakı, 1987.
2. XX esr Cenubi Azerbaycan edebiyyatında demokratik ideyalar (1900-1985-ci iller). Meqaleler mecmuesi, Bakı, 1990.
3. CenubiAzerbaycan edebiyyatı antologiyası, 4 cildde, cild 4. Bakı, 1994.
ŞİİRLER (Sazımın sözü. Bakı, 1984, s.33-38,58-59)
HÜRMETLİ USTAD BÖYÜK ŞEHRİYAR'A
Bir elimde qelem, bir elde kağız,
Xeyalım boylanır damdan, divardan,
Başımda yar bağın gezmek havası,
Qapılar bağlıdır(1), yol tapım(2) hardan(3)?
Hasarın dalında könül verdiyim
O yar bir bağ salıb, suyu bülülden(4)(büllurdan),
Heyvası(5) kehreba(6), narı yaqutdan,
Tağı(7) füruzeden, divanı gülden.
Mavi eyvanında saz çalır(8) Zöhre,
Bürcünde yay çekib dayanıb(9) Keyvan(10),
Layiqi var(1l) girem(12) qesrine men de
Qıllı papağımlan, sınıq(13) sazımlan?
O, bu ehtişamla, bu temteraqla(14)
Qapısın üzüme(15) açmasa ne var,
Şahla reiyyetin(16) sohbeti tutmaz,
Men bir obalıyam, odur Şehriyar (17).
Gerek rüsxet alam Heyder babadan(18),
"Yox" cavabı belke mene vermesin,
Bir de Şehriyardan fermanım vardır,
"Şair bir-birini olur görmesin?" (19)
Yox, men de Sehend'em(20), başım ucadır(21),
İçimde sönmeyen eşq ateşi var.
Mende sefası var güllü baharın,
Başımı tutsa da qara buludlar.
Laleli, çiçekli çemenlerimde
Gelib yurd salsa da çoban-çoluqlar,
Yalvarram(22) sefamdan üz(23) döndermesin,
Şehriyara layiq Şahyurdum(24) da var.
Könlüm havasıyla qol-qanad açır,
Qaf qalasın(25) almaq - deye ucalır(26),
Qalxdıqca boy atır daş-divarlar da,
Alıcı terlanım(27) yorulur, qalır.
Divarlar, divarlar, polad(28) olsaz da,
Almaz(29) mişar(30) ollam(31), kesib biçerem!
Külüngün borç allam Ferhad babanın,
Bisütun olsaz da, çapıb(32) keçerem!
Divarlar, divarlar, yol verin keçim,
Vulkanam, nefesim tufan qoparar(33).
Buludam, sallansa qaşım-qabağım(34),
Ağlaram, alemi seller aparar(35).
Bir elimde od var, bir elimde su,
Bir üzüm qara qış, biri bahardır,
Dosta, istekliye isti(36) qoynum var,
Düşmana baxışım şaxtadır(37), qardır.
İçimde boğulur dadım, harayım(38),
Ne divar hayıma hay verir, ne yar,
Ne daşdan ses çıxır, ne de qardaşdan,
Sanki boşluqlarda itir(39) dalgalar.
Bilmirem, belke de bu bir xeyaldır,
Ya da ki, sehrdir meni aldadan,
Deyirler dilberim büllur qesrinde
Dardadır, asılıb tepe saçından.
Sehend'i qorxutmaz ne saray, ne sehr,
"Mehebbet" deyilen bir efsunu var,
Hem ism-i e'zemdir(40), hem ism-i şebdir(41),
Bağlı qapıları üzüne(42) açar.
Açılın, açılın, bağlı qapılar,
Mehebbet namine, istek namine!
Eriyin, tökülün, demir qıfıllar(43),
Könül xatirine, ürek namine!
Gelir qulağıma iniltileri,
"Burda bir şir darda qalıb, bağırır",
Doğrudan da men bir "mürüvvetsizem".
Qardaşım dardadır, meni çağırır.
Çekilin, çekilin, yol verin keçim,
Üreyim alışıb, alov saçaram!
Şehriyar boynuna zencir vuralar
Çeynerem, gemirrem(44), dartıb açaram!
İşleyir qoluma demir paxlalar(45),
Zencir qıcıqdırır, sancır etimi.
Can qardaş, helelik bağışla meni,
Deyesen unutdun esaretimi.
Eziz Şehriyar'ım, bağışla meni,
İncime, darılma, fikrin hardadır?
Mürüvvetsiz deyil senin qardaşın,
Ancaq senin kimi o da dardadır.
1. kapalıdır, kilitlidir 2. bulayım 3. ııerden 4. billürden, kristalden 5. ayvası 6. kehribar, "sarı renkli" 7. yaprağı 8. çalar, çalıyor 9. durup10. ziihal: Satürn gezegeni 11. yakışır mı? 12. gireyim 13. kırık 14. tumturak: tantana, gösterişle 15. yüzüme 10. halkın tebaanın 17.Şehriyar: padişah burada şehriyar kelimesi tanyeli kullanılmıştır 18. Haydar Baba: Hem Tebriz civarındaki bir dağın adı, hem de Şehriyar'ın Rahim Bey'e mektup adlı manzumesinden alınmıştır. Aslı "Şair bir-birini olur görmesin" şeklindedir 20. Sehend: GüneyAzerbaycan'da bir dağın adı ve aynı zamanda şairimizin mahallesi 21. yücedir 22. yalvarırım 23. yüz 24. şahyurdu: Sehend dağının eteklerindeki bir yayla 25. Kaf kalesini, efsanevi Kaf dağı 26. yücelir, yükselir 27. Terlan yırtıcı, avcı, kıymetli bir kuş: Doğan, şahin 28.çelik 29. elmas 30. bıçkı, testere 31. olurum 32. kesip, kazıp, atlayıp 33. koparır yüzünün aldığı şekil 35. götürür 36. sıcak 37. soğuktur,ayazdır 38. çığlığım, imdat haykırışım 39. kaybolur 40. İsm-i A'zâm: Allah'ın Kur'an'ı Kerim'de geçen en büyük ismi 41. gecenin adı, parola 42. yüzüne 43. kilitleri 44. ısırırım 45. halkalar
--------------------------------------------------------------------------------
Özün demedin ki, bizim ellerde
"Vekil müavekkilin xercini(1) çeker?
"Ana - eşq ocağı sönmesin - deye,
Üreyin erider, çırağa töker.
Her yanı bilmirem, bizim diyarda
Heç de xeyal deyil dostluq, mehebbet,
Ancaq ışıq saçan isti(2) güneş de
Be'zen bulud altda gizlenir, elbet.
Ne bilim, belke de, sultanım qardaş,
İşin eybi(3) bizim özümüzdedir.
Hemin bu ilqarın(4) düşkünüyük biz,
Günah yadda deyil, günah bizdedir.
Bir ovuc kelekbaz(5), qumarbaz ilen
Pakibaz olmuşuq, pak uduzmuşuq(6).
Merd iken namerde rehm eylemişik,
İndi namerdlere möhtac olmuşuq.
Dövletliye saxsı lazım olanda
Vurub sındırmışıq(7) öz kuzemizi,
Çıxdığımız qını beyenmemişik,
Biz eli(8) atmışıq, el atıb bizi.
Elimize ne gün ağlamışıq biz?
Bağın(9) şaxta(10) vurub, bostanın yarıb
El bize neylesin, ne gün ağlasın?
Ağzı uçuqlayıb, dili bağlanıb.
İndi olan olub, keçdiler keçib,
Calanan(11) su bir de kuzeye dolmaz!
Daldan(12) atılan daş topuğa deyer,
Göz yaşı tökmeklen yara sağalmaz!
Bu gün men Sehend'em, sen Şehriyar'san,
Gel başın ucaldaq(13) qoca Tebriz'in,
Bir kere yadların daşını ataq,
Çekek qayğısını öz elimizin.
Vefasız güllerin üstünden uçaq,
Qonaq(14) sedaqetli el qucağına,
Sönmez eşqimizden bir peyvest salaq(15)
Elin şaxta vurmuş(16) gül-budağına.
Şairim, dünyanı nece görürsen(17),
Duz yeyib, duz qabın sındıranlar(18) var.
Qedir bilen yara can qurban ele,
Qedir bilmeyene heyifdir(19) ilqar(20).
Özge çırağına yağ olmaq besdir(21),
Doğma ellerimiz qaranlıqdadır.
Yanıb, yandırmayaq yadın ocağın,
Evimiz soyuqdur, qışdır, şaxtadır(22).
Demirem yanmayaq, alovlanmayaq,
Yanmasın, neylesin yazıq pervane?!
Yanmayaq vefasız yarın oduna,
Yanaq elimize, yanaq vetene!
Bir yerde qalmaqdan darıldıq, olduk,
Doğma yurdumuzu dolanaq, gezek,
El ilen ağlayaq, el ilen gülek,
İncimizi veten sapına düzek!
O eziz diyarda, doğma şeherde
Şairi coşduran sehneler çox var.
Nisgilleri(23) çoxdur derdli Tebriz'in,
Biri sen özünsen, eziz Şehriyar!
Borç altında yaşamaq yamandır, qardaş,
Borcluyuq, borcluyuq hem men, hem de sen
Gör ne ruzigarda, gör ne gündedir
Şehriyar besleyen bu el, bu veten!..
Çekek şe'r topun, haydi, qardaşım,
Sen Heyder baba'ya, men de Sehend'e,
Şairin silahı neğmedir, sözdür,
Neğmemiz yayılsın şehere, kende.
Yazaq, her misramız bir bayraq olsun,
Heqiqet bayrağı, zefer bayrağı!
Parlasm mayaq tek(24), yansın çıraq tek(25)
Gelecek mayaqı, ümid çırağı!
İndilik zeyif bir damla olsaq da,
Süzülek, yığılaq, göl olaq, axaq
Qarışaq çaylara, daşqın sulara,
Derelerden keçek, denize çataq(26).
Şıltaq lepelere(27) qoşulaq, coşaq,
Süzek dalgalarda sonalar kimi,
Gün vursun, yağışlı buluda dönek,
Uçaq, havalanaq durnalar kimi!
Essin üstümüze soyuq külekler(28),
Bozaraq, tutulaq, qaralaq, yağaq!
Sel olaq, ağnayaq(29) uca dağlardan,
Yerli qayaları dibinden qazaq!
1. masrafını 2. sıcak 3. noksanlığı 4. ahd-sadâkat amaç 5. fırıldakçı 6. kaybetmişiz 7. kırmışız 8. halkı, ili 9. bağını 10. soğuk, don 11 dökülen 12 atkadan13. yüceldik 14. kanadım 15. ası yapalım 16. don vurmuş, donmuş 17. nasıl görüyorsun 18. kıranlar I1), yazıktır, gereksizdi! 20 ahd, sadâkat 21 yeterlidir22. dondur, soğuktur, ayazdır 23. acıları 24. kutup yıldızı 25. ateş gibi 26. ulaşalım 27. oynak tepelere 28. soğuk rüzgarlar 29. haykııarak
--------------------------------------------------------------------------------
Dağlan qoparaq, dereler dolsun,
Köpüklü suları calayaq(1) düze,
Yaşarsın qurumuş kollarm(2) kökü,
Baharı qaytaraq(3) vetenimize!
Çaylara sedd vuraq, zülme hedd vuraq(4),
Haqlara(5) tapşıraq haqqı her yerde!
Qısır qumsallara cummasın(6) sular,
Zemiler(7) göz göye dikmesin bir de!
Kesek edavetin, kinenin kökün,
"Eşqden yeni bir quruluş quraq!"
Minek(8) şehablara(9), ıldırımlara,
Gedek ulduzlara, güneşe qonaq!
Seher bulağının(10) arıdaq gözün,
Işıqlar qaynasın, xarraxar axsın!
Çızınsın(11) yalıncıq, çılpaq meşeler(12),
Bu dağlar döşüne(13) gül-çiçek taxsın!
Sehend de gül açsın, Heyder baba da.
Üzerinde çadır qursun Şehriyar,
Baxaq çiçeklenen yurda, şe'r yazaq,
Şair de bextiyar, şe'r de bextiyar!
Şairim, yubanma(14), yoldadır karvan,
Qulaq as, dünyada gör bir ne sesdir,
Bağrını sıxmasın atılan toplar,
Qırılan zencirdir, sınan(15) qefesdir.
ELİMİN DAYAĞI YURDUMUN FEXRİ(16)
Heyder müellime(17) *
Üstadım Vurgun'dan(18) söz dilenerek
Qoy bele başlayım şe'rimi nolar,
O dahi senetkar söylediyi tek
"Men çocuq deyilem, xeyli yaşım var".
Ömrümde çox isti-soyuqlar görüb(19),
Başımda bostanlar ekerken heyat(20),
Çetinlikler menlen bacarammayıb(21),
Yolumu kesemmez qara zülumat.
Her ağır dehşete men döze-döze(22)
Meslekdaş, vetendaş deyiben(23) geldim.
Ürek sandığını açmaqçın Siz'e
Sefer yarağım geyiben geldim(24).
Dağlar boyda ağır derdi özümnen
Tebriz'den Bakı'ya daşıdım, ancaq
Kimseye açmadım, ağır dözümnen(25)
Helelik lazımdır geri qaytarmaq(26).
Tale'den gileyli(27) olmayam gerek,
Ellerimi gördüm, gözlerim aydın!
Nesibim olmadı, ancaq ne etmek?!
İsterdim bakı'da SEN de olaydın.
Hamıdan dinlerken vesfini Sen'in,
Heyif ki, görüşmek qismet olmadı.
Bisütunlar çapdım men Ferhad tekin(28),
Ancaq ki, su gelib arxa dolmadı.
Men isterdim doğma bir qardaş kimi
Oturub, eyleşib(29)-danışam Senlen,
Bir meslekdaş kimi, bir yoldaş kimi
Söz-söhbet açaydım ana vetenden.
1. dökelim 2. çalıların, ot yığınlarının 3. geri getirelim 4. zulme engel olalım 5. haklıya 6. akmasın 7. tarlalar 8. binelim 9. meteorlara,göztaşlarına 10. pınarının 11. ısınsın 12. ormanlar 13. göğsüne 14. gecikme, oyalanma 15. kırılan 16. halkımın dayanağı 17. Haydar Aliyev18. Semed Vurğun'dan 19. iyi ve kötü günler görüp 20. hayat başıma dertler açarken 21. zorluklar benimle baş edememiştir, başa çıkamamıştır 22. katlana-katlana 23. diyerek 24. yolculuk silahını kuşanarak geldim 25. bu tahammül edilmesi zor dertten 26. geri dönmek 27. talihten şikayetçi 28. gibi 29. tokalaşıp
(*. 1974 yılında Azerbaycan Respublikasının rehberi Heyder Elirza oğlu Eliyeve yazılmış menzum mektub.)
--------------------------------------------------------------------------------
"Sazımın sözü"nden parçalar
("Sazımın sözü", Bakı, 1984, s. 69-79)
DUXA QOCA OĞLU DELİ DOMRUL
Gecenin qoynunda vüqarlı(1) dağlar
Sanki ebedi bir yuxuya batmış,
Dereler, tepeler, meşeler(2), bağlar
Dünyanın xeyrini, şerini atmış(3).
Qaranlıq gecenin mermuz(4) siması
Hemi(5) keder doğurur, hem ürek sıxır,
Qara ibhamların(6) uçurum dünyası
Kimseni büdredir(7), kimseni yıxır.
Gecenin bağrında, güzelliklerde
Bu şebeh(8) görünür insan gözüne,
Qaranlıq çekmişdir çaşdıran perde
Qan şeytanların qara üzüne.
Şeytan yaranmışı tanıtdıraraq,
Ezelden qarğamış(9) geceni insan,
Ocaqlar, meş'eller yaxmaqla ancaq
Qaçmışdır geceden, qaranquluqdan.
Hele de, hele de bizim yerlerde
Sade insanların andı "çıraq"dır.
Xalqın arasında, kendde, şeherde
Müqeddes yerlerin adı "ocaq"dır.
Işıqdan doğursa istilik(10), istek,
Qaranlıqdan doğur soyuq, aldanış,
Mehebbet axtaran(11) insanlıq, demek,
Ona baş endirmiş, bunu qarğamış.
Qoy bunu söyleyim el Vurgunundan(12):
"Sanmayın meqsedim boş yaraşıqdır",
Dalınca(13) söylemiş o ölmez insan:
"Dünyada en böyük qüvvet - ışıqdır!"
Qara qış dünyanı berbad ederdi
Dalınca yaz(14) olub, yay olmasaydı,
Qaranlıqda insan elden gederdi
Güneş olmasaydı, Ay olmasaydı.
Gecenin qoynunda vüqarlı dağlar
Sanki ebedi bir yuxuya batmış,
Dereler, tepeler, meşeler, bağlar
Dünyanın xeyrini, şerini atmış.
Tala(15) buludluqda süründükce ay
Işıq dehreleri(16) geceni biçir
Geceden qırılmış sehneler lay-lay (17)
Sınıq qoşun(18) kimi qarşımdan keçir.
Çölleri bürüyen me'nalı sükut
Be'zen lal dayanır(19), gah(20) dile gelir,
Üfüqe baxdıqca men mebhut-mebhut(21),
Ele bil ki(22), sükut meni sesleyir.
Bu çox ezemetli çağırışdır(23), bax,
Qulağın perdesi eşitmez sesin,
Üreyin telleri hiss eder ancaq
Çölün pıçıltısın(24), dağın nalesin.
Bu lal çağırışda(25) qerinelerin(26)
Ölmez nalesi var, ölmez sesi var!
Böyük esatirin(27), efsanelerin
Üreyi sehr eden(28) zümzümesi var!
Her elin, obanın efsaneleri
O elin ruhunu terennüm edir,
Efsanevi eller suret çekeni(29)
Ellerin simasın tecessüm edir(30).
Suret heqiqetden bir görüşdürse,
Kim deyer surete heqiqetdi bu?
Ancaq resm olunan her bir surete
Şübhesiz, olmuşdur sebeb bir duygu.
1. vakarlı, heybetli 2. ormanlar 3. dünyanın hayrından da 4. gizli, rumuzlu 5. hem 6. şüphelerin 7. birilerini tökezletiyor 8. bu tarz, buşekilde*9. beddua etmiş; lanetlemiş 10. sıcaklık 11. arayan 12. halkı çok sevenden. Vurgun: Samed Vurgun; Kuzey Azerbaycan'ın tanınmış şairlerinden. Tırnak içindeki mısralar da Vurğun'undur. 13. peşinden, arkasından 14. ilkbahar 15. geniş başlık 16. ağaç baltalarını 17. kat kat, tabaka tabaka 18. yenilmiş ordu 19. sessizce duruyor 20. bazen, arada bir 21. şaşkın şaşkın 22. sanki 23. davetler 24. kırın fısıltısını 25. sessiz davette 26. Qerine: 33 yıllık zaman dilimi; on yıllıkların 27. efsanelerin, mitolojinin 28. yüreği büyüleyen29, efsanevî ellerin resmini yaptığı 30. yansıtıyor, canlandırıyor
--------------------------------------------------------------------------------
Keçenler(1) demişler: her heqiqetin
Min iller sureti var, minler(2) üzü var,
Kimse ne baxışla baxarsa ona,
Öz baxışı qeder heqqe yol tapar.
Bu kimi sözlerde vaqeiyyetin(3)
İzleri vardırsa, itginlik(4) de var,
İtgin tapa biler(5) yolunu lakin,
Demişler: "Dünyada axtaran tapar"(6).
Heqiqet min üzlü(7) olsa da eğer,
Gedemmez(8) günde min oynaşa, ere,
Özün heq bilmeyen yoxsa bir nefer(9),
Bir suzmani(10) vermez ve'de min yere.
Heqiqet dediyin divanxanadan(11)
"Heq" deye qoyulan bir qerar deyil,
Yaxud "hu" çağıran Ali Mövcud'un(12)
Serxoş başındaki xülyalar deyil.
Heqiqet xud haman(13) vaqeiyyetdir,
Eni var, boyu var, izi-tozu var.
Zamandan qocaman, mekandan hündür(14),
Mekanla böyüyer, zamanla durar.
Bir de heqiqete tanış bir ürek,
Tanır sevgilisin her suretinde(15),
Men qol qoymayıram(16) ürfana demek,
Heqiqet var insan me'rifetinde.
Heqqin, heqiqetin bağçası her vax(17)
İnsanla gül açır, insanla solur.
En böyük heqiqet insandır ancax,
İnsansız heqiqet olsa, kor olur.
Lakin nedendirse bu gözel peri
Be'zen yavrusundan qırır ülfetin,
Deli Mecnun kimi gezir çölleri,
Sanki unudammır(18) ilk mehebbeti.
Hele de sergerdan(19) quş kimidir o,
Ne bir yurd tapmışdır, ne de bir yuva,
Gezir insanlığın başı üstünde,
Qonur bu budağdan(20) başqa budağa.
İnsan heqiqetin itiren(21) günden
Başı daşdan-daşa deyir her zaman,
Seadet ceyranı qaçır önünden,
Sıldırım(22) yollarda qalır sergerdan(23).
Azıb özlüyünden(24) itgin düşenden(25)
Qurd kimi özünün qanını içir,
Özünü axtarır(26) bilmem nereden,
Çalılar, tikanlar ayağın biçir(27).
O öz suretini yada saldıqdan(28)
Bir çox efsaneler yaratmış be'zen,
Axtarıb, yorulub, yolda qaldıqdan(29),
İndi özün gezir(30) efsanelerden.
Efsane insanlıq sin-sin axtaran(31)
İdeal dünyanın tebessümüdür,
Heyatda tecessüm tapıb-tapmayan(32)
Böyük arzuların terennümüdür.
Haqsızlıq dünyanı çulğayan zaman(33),
O, haqqa dayanmış, haqq axtarmışdır(34),
İsteksiz, ilqarsız(35) bir ruzigarda(36)
O, eşqe uğramış, ilqar varmışdır.
İnsanın qüdretsiz, zeyif çağında
Qüdretli tanrılar yonub yaratmış,
Be'zen de insana qanad vererek,
Alıcı quş kimi göye çıxartmış.
Bir ülgü(37) olmuşdur gahdan insana
Esrlerden qalan efsane, rö'ya,
Oxşayıb teselli vermişdir ona
Her zaman darıxıb(38) darda qalanda.
Odur ki(39), insanlıq bir peri kimi
Dağların başından bizi sesleyir.
Be'zen de bürünür göyerçin donu(40),
Sahilsiz göylerden ümid dileyir.
Çölleri bürüyen me'nalı sükut
Be'zen lal dayanır, gah dile gelir,
Yollara baxdıqca men mebhut-mebhut
Ele bil ki, sükut meni sesleyir.
1. geçmişler; eski kuşaklar 2. binlerce 3. hakikatin, gerçekliğin 4. kaybolmuşluk 5. yolunu bulabilir <\ arayan bulur 7. bin yüzlü 8.gülemez 9. bir kişi, bir ferd 10. çingene, afacan kız 11. divanda; sarayda 12. yüce varlıkların (İran'da) dervişlerin 13. sırf o, işte o 14.yüksek 15. her bir şeklinde 16. imza atmıyorum 17. her vakit 18. unutamıyor 19. avare, başıboş 20. daldan 21. kaybettiği 22. yalçın kayalık 23. avare 24. kendinden uzaklaşıp, kendi benliğini kaybedip 25. kaybettiğinden itibaren 26. arıyor 27. biçiyor 28.hatırladığından dolayı 29. kaldığı için 30. kendisini arıyor 31. insanlığın sessiz sessiz aradığı 32. hayattı biçimlenip biçimlenmeyen, hayatta görünüp görünmeyen 33. haksızlığın dünyayı bürüdüğü zaman 34. doğruluğu, hakkı aramıştır 35. ahdine sadık olmayan 36. birzamanda 37. ideoloji, ülkü 38. sıkılıp, sıkıntılı hâlde olup 39. işte onun içindir ki 40. güvercin donuna girerek
--------------------------------------------------------------------------------
Şebehle(1) doldurmuş gece her yanı,
Men de qoşuluram bu şebehlere,
Gezirem sergerdan(2) dağı, ormanı,
Cumub(3) baş çekirem(4) bütün her yere
Hardasa(5) gecenin qara eteyi
Od tutub şö'leli-şö'leli yanır,
Harda ışıq olsa, tapar üreyi(6),
Könül istekleri her donda(7) tanır.
Qelbimi aparır(8) ondaki cezbe,
Yüyürürem(9) onun ardınca men de,
Zulmete batandan men de, ürek de
Sürünürük harda ışıq görende.
Çatırıq(10) böyük bir düzengahlığa(11),
Çemenler şenlenir, çeşmeler axır,
Köçünü salmışdır ağır bir oba,
Meş'eller geceni yandırır-yaxır.
Aralıqda böyük dövran qurulmuş,
Bilmirem toydursa(12) , yoxsa qonaqlıq,
Erenler, qadınlar qat-qat oturmuş,
Arada dolanır qocaman aşıq.
Aşıq çömçesini ingildederek(13),
Gezir perdelerde efsunkar eli,
Teller titredikçe titreyir ürek,
Her kesin canlanır eşqi, emeli.
Neğmeler terlan tek qanadlandıqca
Könül de ardınca qol-qanad acır,
Havalar göylere havalandıqca
Xeste könüllerden derd qem qaçır.
Bilmem ne sirrdir, aşığın sesin
Eşiden ürekde qalmaz ixtiyar,
En kiçik yaşımdan aşıq neğmesin
Eşiden zamanlar tüküm biz durar(14).
Hele de bilmirem bu ses, bu neğme
Hansı dünyalardan baş alıb gelir,
Nesim yelleri tek döyende qelbe,
Bedenim dincelir(15), ruhum yükselir.
Özüm de bilmirem harada, haçan(16)
Ruhum bu alemden aşnalıq tapmış,
Ancaq bilirem ki, uzun zamandan
Könlüme doğmadır, qelbime tanış.
Aşıq deyişerek sazının sesin,
Gülür gözlerinde şenlik, heyecan
Baxışı andırır ölmez hevesin,
Sanki indi gelir o dünyalardan.
Dişi aslan, qoç igidler
Qulluğuna söyleyim men,
Bu ellerin, obaların,
Ataların, babaların
Geldiyinden, keçdiyinden,
Heq badesin içdiyinden.
Bu torpaqda, bu diyarda
Esrlerden esrlere
Elsizleri talamayan,
Tüpürdüyün yalamayan,
Dillerine yalan gelmez,
Haq yolundan üz çevirmez,
Zülümkara(17) boyun eymez,
Dalışını düşmen görmez
Dişi aslan, qoç igidler
Qaflan kimi yuva salmış,
Cidasını(18) yere çalmış.
Bu dağların, yaylaqların,
Ceyran qaçar ovlaqların(19)
Torpaqları qarışıqdır
Babaların torpağıylan.
Daş-çınqıllı(20) yatağında
Güzgü(21) kimi qeltan-qeltan(22)
Köpüklenib daşğın axan
Bu çayların üzerinden
Merd igidler bu gün, dünen
Bedov atın(23) çapızdırmış(24),
Düşmanları töküb qırmış.
Yadlar bize kec baxanda(25),
Axar sular qan axanda
Papağını eyri qoyan
Bu sıldırım(26) qayaların
Dalışında(27) minler(28) aslan
Pusqulara sinib, yatıb,
Ox sıçradıb, tüfeng atıb.
1. oyunla, benzeyişlerle 2. avare 3. dalıp; içine karışıp 4. ziyaret ediyorum, uğruyorum 5. neredeyse 6. yüreği bulur 7. her bir surette,her ne halde olursa olsun 8. alıp götürüyor 9. koşturuyorum 10. ulaşıyoruz 11. düzlüğe 12. düzgün müdür 13. sazını dillendirerek 14. tüylerim diken diken olur 15. dinleniyor 16. nerede, ne zaman 17. zalime, zulmedene 18. mızrağını 19. av yerlerinin 20. taşlı kumlu 21. ayna 22. yumru yumru 23. çok güzel, kuheylan atını 24. koşturmuş, dört nala sürmüş 25. eğri gözle baktığında 26. yalçın 27. arkasında 28. binlerce
--------------------------------------------------------------------------------
Dişi aslan bizim ana
Emzik vermiş ner(1) oğluna,
Xemir yaymış, çörek yapmış,
Qoyun sağmış, inek sağmış.
Arxalanmış öz erile,
O, yaradan ellerile
Toxumuşdur rengli gebe(2),
Ehsen olsun(3) bizim debe(4)!
Gözelleri ince-ince,
Göz inanmaz görmeyince.
Üreklere düğün salan,
Könül verib, könül alan,
Derin istek, dönmez ilqar(5)
Onlardandır bir yadigar.
Güneşden tez yerden duran,
Dağlar üste çadır quran,
Su suvaran, toxum sepen,
Ekin eken, biçin biçen,
Av avlayan, quş quşlayan
Merd igidler hörmet ilen
Ömür sürmüş şöhret ilen.
Yad ellere(6) bac vermemiş(7),
Zülqedere(8) tac vermemiş.
Aşıqları her zamanla
Neğme qoşmuş, dastan açmış
Qaqqıldayıb(9) oxuyanda
Üreklerden keder qaçmış.
Min bir neğme, min bir dastan
Men söyleyim size hardan(10)...
Aşıq dayandırır sözü, sohbeti,
Elinde sedefli sazı danışır(11).
Kamala yetende insan seneti
Çöllerin(12) ördeyi, qazı danışır.
Bu dilin kelmesi, cümlesi yoxsa,
Vesfe sığınmayan(13) fesaheti(14) var.
Hamılar(15) , hamılar aşnadır ona.
Bilmirem ne gücü, ne qüdreti var!
Orda ki, dil, ağız sözden usanar,
Soruşun metlebi(16), teller söylesin!
Dodaq danışarsa, od tutar yanar,
Gerekdir zexmler(17), eller söylesin!
Könül mehebbetden danışan anda
Ağıl qopuzunun simi(18) şarışır(19);
Eşq eli tellere zexme vuranda
Kimisi qırılır, kimi qarışır.
İnsanlıq yükselen(20) en uca yerin
Bir adı sevgidir, biri mehebbet!
Her yanı axtardım(21) men derin-derin,
Araya bilmedim başqa heqiqet!
Aşıq, sen de bize istekden danış,
Qoy mehebbet, doğsun sohbetin, sözün!
Könülden, qelbden, ürekden danış,
Qoy sarsılan insan tanısın özün
Bele demiş Qorqud Dede,
O, ellerin işbileni,
Babaların başbileni:
- Quru bir çay üzerinde
Saldırılmış bir körpünun
Cevarında yurd eylemiş,
Köçün salmış(22) bir obadan
Ucalırdı şiven sesi.(23)
Köç etmişdi, anlaşılan,
Gene bir igid bu dünyadan.
Eri ölmüş yaslı gelin
Açıb atır al örpeyin(24)
Cavan qızlar Ağlar, sızlar,
Başlarına qara salır,
Ses tutulur, göz qızarır.
Dırnaqlanır al yanaqlar.
Qana batır ağ duvaqlar.
Qan quruyur ağca üzde,
Yaş quruyur yorgun gözde.
Bir qancıq(25) dilden düşüb,
Işqıraraq(26) için çekir.
Qanlı yaşı parçalanmış
Yanağına bir-bir tökür.
Qara leçek(27) bu ananın
Ürek yaxan naleleri
Ağladır(28) Dağı-daşı.
- Niye şiven qoparıban(29)
Ağlayırsan?
Ne xeberdir?
Ne olubdur?
-Deye gelir Deli Domrul
.1. erkek 2. renkli kilim 3. aferin, helâl olsun 4. bizim usule, modaya 5. vazgeçilmez aşk yemini 6. yabancılara 7. haraç vermemiş 8.Dulkadiroğullarına (?) 9. Hak diyerek, Allah diyerek 10. nereden 11. açıklığı, anlaşıhrhğı 12. bozkırın 13. vasfedilemeyen, anlatılamayan 14. açıklığı, anlaşılırlığı 15. herkes 16. arzuyu, isteği 17. mızraplar 18. teli 19. sarı sarı parlar 20. insanlığın yükseldiği 21. aradım 22.yerleşmiş 23. feryadlar yükseliyordu 24. başörtüsünü, yazmasını 25. kadıncık, zarariı kadın 26. hıçkırarak 27. kara tülbentli 28. ağlatıyor 29. feryad ederek
--------------------------------------------------------------------------------
Qazlıq atın cilovunu(1)
Çekib durur.
- Görüklü(2) bir igidimiz
Ölüb bu gün.
Ağlamağa
Sebeb oldur.
- Deyin görüm, o igidi
Kim öldürdü?
- deye Domrul
Yene sorur.
- Qızıl qanad Ezrail
Göy üzünden uçub geldi,
Haq-teala emri ilen
Xub(3) igidin canın aldı.
Deliqanlı, qaflan caynaq(4)
Bir igiddir Deli Domrul.
Zamandır ki(5), quru bir çay
Üzerinde körpü salmış.
Karvan-kelek, yoldan öten(6),
Kimse keçse körpüsünden,
Tutub alar otuz üç pul
Keçmeyenden döye-döye,
Çala-çala(7) qırxın alar.
O deyer ki:
- Menden deli,
Menden güçlü igid varsa,
Çıxıb menlen döyüş etsin,
Penceleşib vuruş etsin.
Yene de o:
- Gerek menim
Qoçaqlığım, igidliyim,
Cilazın(8) er olduğumun
Te'rifi(9) her yana gede,
Rum'a gede, Şam'a gede,
Deye Domrul öyünerdi.
Xub igidin ölümünden
Kederlenir Deli Domrul.
Mere, erler!
Ne kişidir
Dediyiniz Ezrail?
Ne üçün o, qafil-qafil
El içine qırğın sala?!
Yaxşı-yaxşı igidlerin
Yaxaladıb canın ala!
1. gemini 2.yörklü 3. güzel 4. kaplan pençeli 5. bir zamandan beridir ki 6. geçen 7. vura vura 8. cilasun; kahraman 9. methi, övgüsü